Genel İbraname

İbraname İle İlgili Yargıtay Kararları

İbraname nedir
Yazar admin

İbraname işçi çalışmaya devam ederken imzalanmış ise geçersizdir.

Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibraname geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/41165E 2010/29240K sayılı 15.10.2010 tarihli kararı)


Tarih içermeyen ibraname geçersizdir.

İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/37441E 2010/31943K sayılı 05.11.2010 tarihli karar)


Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibraname geçersizdir.

İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/37372E 2010/31566K sayılı 04.11.2010 tarihli karar)


Miktar içeren ibraname belirtilen rakamlar kısmen ödenmiş ise sadece makbuz niteliğindedir.

Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/40992E 2010/39123K sayılı 21.10.2010 tarihli karar).


Çalışırken alınan ibraname makbuz niteliğindedir.

Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/33748E,2010/20389K sayılı 24.6.2010 tarihli karar)


İhtirazi kayıt varsa ibraname geçersizdir.

İşçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/40032E 2010/31666K sayılı 4.11.2010 tarihli karar).


İbranamenin geçersiz olmayan kısımları bakımından ibra iradesi kısmen geçerlidir.

İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/33597E 2010/20380K sayılı 24.6.2010 tarihli karar).


İbraname savunması yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.

İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2009/9-586E 2010/31K sayılı 27.1.2010 tarihli karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/33764E 2010/23201K sayılı 13.7.2010 tarihli karar).


Alacak kalemlerinin tek tek sayılmadığı ibraname geçersizdir.

Mahkeme dosyada mevcut ve davacının imzasını havi 15/10/2003 tarih ve “tutanak” başlıklı belgenin ibraname olduğunu ve geçerli olduğunu kabul ederek davacının tüm taleplerini bu belgeye dayanarak reddetmiştir. Dosyada mevcut ve davacının imzasını havi 15/10/2003 tarih ve “tutanak” başlıklı belgede davacının talep etmiş olduğu alacak kalemlerinin tek tek sayılmadığı, genel bir ifadeyle davacının alacaklarını aldığının yazılı olduğu anlaşılmıştır

Bahsi geçen belge istifa olarak değerlendirildiği takdirde, bu belgenin davacının sadece kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini etkileyeceği açıktır. Belge istifa olarak kabul edilse bile davacının kıdem ve ihbar tazminatı dışındaki alacakları açısından mahkemece bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Yukarıdaki ilke kararımızda da açıkça belirtildiği üzere ibranamenin geçerli olması için talep olunan alacak kalemlerinin ibranamede tek tek yazılı olması gerekmektedir. Bahsi geçen belge incelendiğinde ise talep olunan alacakların tek tek sayılmadığı, belgede yer almadığı açıkça görülmektedir. Bu nedenlerle, bahse konu belgenin mahkeme tarafından geçerli bir ibraname olarak kabulüyle davacının tüm alacakların bu belgeye dayanarak reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/24852E 2015/27749K sayılı 07/10/2015 tarihli kararı)


İbraname fesihten 1 ay sonra imzalanmış olmalıdır.

İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 420. maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına dair ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu halde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 420. maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür.

4857 Sayılı İş Kanununun 19. maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. 1 aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur.

Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir. (Yargıtay Hukuk Dairesi 2014/32584E 2016/4622K sayılı 02.03.2016 tarihli kararı)

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap